5 Eylül 2014 - 18:45
Yahudi, Hıristiyan ve İslam Siyonizmi

“İslam siyonizmi”, dinin hükümlerinin toplumsal hayattan çıkarılmasını isteyen zihniyettir. Dinin insanın toplumsal hayatının her alanını şekillendiremeyeceğini savunan inançtır.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Allah’ın adıyla…

Günümüzde siyonizm hareketi ahtapot gibi bütün dünyayı sarmış ve toplumları siyonistleştirme veya siyonist düşüncesi doğrultusunda idare etme hedefindedir. Siyonizm deyince Hz. Musa’nın getirdiği mukaddes Yahudilik şeriati kastedilmiyor elbette. Siyonizmden maksat, dünyaya hakim kılınmak istenen ilahlık içeren Firavun ve Nemrudi zihniyettir. Bu düşünce asırlardır dünyayı kendi tekellerine almak isteyen gizli güçtür.

Bu düşüncenin mimarları çeşitli isimlerle kendilerini tanıtsalar da özde “Siyonizm”dir. Dini önlerinde en büyük engel gördüklerinden önce dini inançların hakim olduğu toplumlardan başlamışlardır. Ve bunu ilk defa kendi içlerinde Yahudiliği tahrif ederek, kendi düşüncelerini Yahudilik adına toplumlarına empoze ederek başarmışlardır; toplumun dinamiklerini; ilmi, ekonomik, kültürel, askeri ve siyasi alanlarda oluşturarak “Yahudi siyonizminin” doğmasını sağlamışlardır.

İkinci olarak Batı toplumunda hakim olan Hıristiyanlığa el atarak tahrife yönelmişlerdir. 17. YY. başlarında Batı toplumunu, Katolik kilisesinin egemenliğinden kurtarıp, Protestanlığı ortaya çıkararak sekülerleşmenin temellerini atmışlardır. Bir kaç asır sonra da Hıristiyanlık adına yeni bir düşünce tarzı ortaya çıkarmışlardır. “Hıristiyan siyonizmi” adında. Hıristiyanlık öğretilerinden tamamen uzak ama Hıristiyanlığı maske olarak kullanarak hayatını sürdüre gelmiştir. Zaten hz. İsa’nın (a.s) getirdiği öğretilerden uzaklaşarak tahrif edilen Hıristiyanlık, toplumu idare edecek ve bunların karşısında duracak kapasiteye sahip de değildi. Buna rağmen bu kadarına bile tahammül edemeyen bu zihniyet “Hıristiyan siyonizmini” meydana getirmiştir. Siyasi ve ekonomik tahakkum kurarak Hıristiyan Batı dünyasını da kendilerine itaat etmeye zorlamışlardır.

Üçüncü olarak 20.yy sonlarında ve 21.yy başlarında hedeflerine ulaşmada son halkayı da oluşturma eğilimini göstermişlerdir; en büyük engel gördükleri İslam’ı tahrif edip “ İslam siyonizmini” oluşturmaya başladılar. Bunun İslam toplumlarında, kendi toplumlarındaki gibi kolay olmayacağını anlayan bu zihniyetin mimarları, İslami toplumlara kendi kuklalarını hakim kılıyorlar; krallık, şahlık derken demokratikleşme sürecini başlattılar. Diktatör rejimleri yıkmak adına; ülkelere ekonomik ambargo ve siyasi baskı ile sistem değişikliği, kültürel savaş ile içten çökertme ve sonunda ülkeleri işgal süreci başlatılıyor. Başarılı olamadıkları yerlerde de eğittikleri teröristleri piyasaya sürüyorlar.

Maalesef bazı Müslümanlar da ya cehaletlerinden veya gönüllü olarak bu hedefe hizmet ediyorlar. Bu düşüncenin mimarları, ılımlı İslam, modern İslam, barışcıl İslam tabirleriyle Müslüman toplumunu bu düşünce doğrultusunda yönlendirmeye çalışıyorlar. İslam’a saygı maskesini kullanarak “İslam siyonizmini” ortaya çıkarmaya çalışılıyor. Bazı ilahiyyatçılar ve İslam düşünürleri “İslam siyonizmi” olmaz, Müslüman siyonist olur yanılgısına düşseler de, bu düşüncenin mimarları işlerini iyi yapıyorlar. “İslam siyonizmi”, dinin hükümlerinin toplumsal hayattan çıkarılmasını isteyen zihniyettir. Dinin insanın toplumsal hayatının her alanını şekillendiremeyeceğini savunan inançtır. BM’lerin insan hakları beyannamesini, İslam’ın hükümlerinin yerine yerleştirmek isteyen düşünce tarzıdır. Sömürü, zulüm, fesad, ahlaksızlık karşısında toleranslı olması gerektiğini savunan zihniyettir. Zülme, sömürüye ve fesada karşı mücadele ve en büyük cihad olan “Emri bil- maruf nehy anıl- münkerin” gereksiz olduğunu savunan inançtır. Fikir hürriyeti, düşünce hürriyeti adı altında mukaddeslere saldırı hakkını normal gören zihniyyettir. Dinin kul ile Allah arasında bir mesele olduğunu savunarak dini önce camilere, sonra kalplere gömmek isteyen düşüncedir. Din derdi olmayan ve dinin hükümlerinin hakim olmasına karşı çıkan İslami anlayıştır.

Dikkat edilirse İslam ülkelerinde iktidarda olan şahıslar ya yahudi asıllıdır veya bir şekilde siyonistlerle bir bağı vardır. Siyonistlere söverler ama en güçlü ilişkileri onlarla kurarlar. BM, NATO, İMF, Dünya Bankası, Hollywood gibi uluslararası kurum ve kuruluşlar bunların hizmetindedir.

Elbette bütün bunlar yapılırken “zevahire” yani dinin şekilsel yapısına zarar vermeden; bayram namazlarına, Cuma namazına, Ramazan ayı ibadetlerine dokunmadan gerçekleştirirler. Üç Cuma namazına gitmezsen dinden çıkarsın ama başındaki zalim/fasık lidere itaat edersen dinden çıkmazsın. Hicabı ilahi emir olarak takarsan radikal ve terörist olursun ama hayasızlık ve çıplaklık kültürünü yayarsan dinden çıkmazsın. Faiz lobisine karşı olduğu söylenir ama ekonomi faiz sisteme göre yapılandırılır. Zina haramdır ama suç olmaktan çıkarılır. İşte hakim kılınmak istenen İslam budur bunun diğer bir adı da “İslam siyonizmidir”.

Arap ülkelerinin demokratikleştirilmesi gerekir söylemlerin altında bu düşünce tarzı yatmaktadır. Türkiye’nin “model bir İslam ülkesi” olması projesi bu düşünce mimarlarının hedeflerinin bir parçasıdır. Ilımlı İslam, barışcıl İslam, demokrasinin sayesinde din yaşanır, laiklık dinin teminatıdır gibi söylemler bu mihraklar tarafından zihinlere, dillere ve gönüllere yerleştiriliyor. Derin devlet denilen gizli güç bu güçtür; hem sosyalizmi, hem de kapitalizm kullanırlar. Ne milliyetçilik onlar için tehlikedir, ne de solculuk. Dindarlık onların en sağlam maskesidir.

İşte bu düşünce mimarları; Firavuni ve Nemrudi düşünceye sahip ilahlık taslayanlar, dünyada “Yahudilik siyonizmi” ve “Hıristiyanlık siyonizmi” ve ardından “İslam siyonizmini” oluşturarak, dünyayı tamamen ele geçirme hedefindedir.

Bu hedefe ulaşmada başarı oranları ne kadardır bilinmez ama epeyce yol kat ettikleri göz ardı edilmemelidir. Ama unuttukları bir şey var, onların bir planı varsa Allah’ın da bir planı vardır, “ Allah nurunu tamamlayacaktır, kafirler, müşrikler, zalimler istemese de”.

Abdullah Özgür

Ekler